Şekil-zemin algısı kavramı Gestalt psikolojisi alanından ortaya çıkmıştır. Gestalt yaklaşımına göre, bütün, parçalarının toplamından daha fazladır (veya farklıdır). Gestalt terimi, “form” veya “şekil” anlamına gelen Almanca kelimeden gelir.
1920’lerde, Max Wertheimer ve Wolfgang Kohler de dâhil olmak üzere bir dizi Alman psikolog, insanların genellikle düzensiz bir dünyayı nasıl anlamlandırdıklarını yöneten farklı algı ilkelerini incelemeye başladı. Çalışmaları, algısal organizasyonun Gestalt yasaları olarak bilinen şeye yol açtı. Gestalt algı kuramı, insanların dünyayı anlamlandırmasının, ayrı ve farklı unsurları alıp bunları bir bütün halinde birleştirerek gerçekleştiğini ileri sürer.
Örneğin, bir kâğıt parçasına çizilmiş şekillere bakarsanız, zihniniz muhtemelen şekilleri benzerlik veya yakınlık gibi şeyler açısından gruplandıracaktır. Birbirine benzeyen nesneler birlikte gruplandırılma eğilimindedir. Birbirine yakın olan nesneler de birlikte gruplandırılma eğilimindedir. Şekil-zemin algısı kavramı Gestalt psikolojisinde önemli bir ilke olmasına rağmen, genellikle algısal örgütlenme yasalarından biri olarak tanımlanmaz.
İnsanların, nesne algılamaları kısmen de olsa öğrenmeye dayanır. Nesnelerin işlevlerini, adlarını belirtebilmek hiç kuşku yok ki öğrenilir. Ancak insan, öğrenmenin yanı sıra, duyu organları ve sinir sistemlerinin yardımıyla nesneleri organize de eder. İşte, insanların nesne algılamadaki temel eğilimi, şekil ve zemini birbirlerinden ayırabilmeleridir. Bu da nesnelerin zemine göre göze çarpmasına, zeminden ortaya çıkıyormuş gibi algılanmasına yol açar.
Resimler duvarın üzerinde asılıdır, kelimeler de sayfanın üzerinde yer alır. Bu örneklerde şekil, resim ve kelimeler; zemin ise duvar ve sayfadır. Örneğin, sınıf tahtasının üst kısmında Atatürk portresi bulunur. Bu portre, duvar görüntüsüyle bir bütün olarak görülür; fakat ayrı olarak algılanır. Figür-fon ilişkisi işitme algısı için de geçerlidir. Sazı ile çalıp söyleyen bir şarkıcının söylediği şarkı figür, sazdan çıkan melodi ise zemindir.
Bütün algılamalarda örneklerde görüldüğü gibi bir şekil bir de zemin vardır. Her şekil (nesne) bir zemin üzerinde yer alarak (örgütlenerek) algılanır. Yani zemin olmadan şekil olmaz. Çünkü şekil zemin içinde anlamını kazanır. Şekil zeminin üstünde olan, zeminde göze çarpan, o an dikkatimizi çeken şeydir. Şeklin arka planında kalan kısmı ise zemindir.
Şekil ve zemin yer değişebilir. Bir biçimi önce şekil, sonra zemin olarak algılayabiliriz. Ama bir biçimi aynı anda hem şekil hem de zemin olarak algılayamayız. Ayrıca şekil-zemin ilişkisi bütün duyu organları için geçerlidir. Mesela; sokakta yürürken kuş sesini (şekil) dinlerken şehrin trafiğinin sesi arkada zemin oluşturur (işitme). Oturduğumuz odanın alışageldiği kokusu zemin, mutfaktan gelen balık kokusu şekildir (koku). Okuduğun kitabın sayfaları zemin, kelimeler ise şekildir (görme)






İlk yorum yapan siz olun