İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İnsan Ahlâkî Eylemde Bulunurken Özgür müdür? 

İnsanın ahlaki eylemlerde bulunurken özgür olup olmadığı konusu ahlak felsefesinin en önemli konularından birisidir. Yani insan ahlâkî bir kararda bulunurken bu kararı özgür olarak mı almaktadır, yoksa çeşitli faktörlerin etkisiyle mi almaktadır? Başka bir deyişle insan karar verirken, seçme yaparken özgür müdür, değil midir? Bu soru ahlâk felsefesinin önemli sorularından biridir. 

Determinizm, liberteryanizm, indeterminizm, otodeterminizm ve fatalizm insan davranışlarının özgür olup olmayışlarıyla ilgili farklı felsefi yaklaşımlardır.

Determinizm (Nedensellik – Belirlenimcilik): İnsanın ahlaki eylemde bulunurken özgür olmadığını savunan görüştür. Bu anlayışa göre insan, pek çok etken tarafından belirlenen bir doğa içerisindedir. Böyle bir durumda onun özgürce seçim yapabilmesi mümkün değildir. Çünkü seçimlerini belirleyen insanın kendisi değildir. İnsan, davranışlarını onu da kuşatmış olan koşullar altında gerçekleştirir. Bu nedenle insan özgür değildir, davranışları ve onun sonuçlarından da sorumlu tutulamaz. Görüldüğü gibi doğada geçerli olan determinist ilkenin insana uygulanması onu doğanın edilgin bir üyesi haline getirmektedir. Nihayet bizi fatalizm (kadercilik, yazgıcılık)’ e götürür. Oysa insan her ne kadar dış etkilere maruz kalsa da iradesi olan bir varlıktır. 

Liberteryanizm (Özgürlükçülük): Özgürlük yanlısı birçok kavramın geniş bir yelpazesidir. Baskıcı bir devlette özgürlük anlayışı yok denecek kadar azdır. Oysa hukuk kurallarının hâkim olduğu ülkelerde yaşayan insanların özgürlüklerinin kimi zaman birbirlerini kısıtlıyor olsalar bile bir arada yaşamalarına imkân veren yapısı onları güçlü kılar. Özgürlük anlayışının ve duygusunun iyi bir şekilde korunması, kollanması gerekir. Çünkü doğabilecek sorunların insan özgürlüklerine engel oluşturmadan çözülmesi, yasalarla denetlenmesi gerekir. Bu durumu çok zorlamadan sağlayan sistemler arasında liberal demokrasileri sayabiliriz. 

Terim olarak otoriterliğin karşıtı bir anlamda kullanılan liberteryanizm, bireysel özgürlüklerin korunup geliştirilmesinden yanadır. Toplumsal yaşamda bireylerin yapıp etmelerinin hiçbir kısıtlamayla karşılaşmaması gerektiğini savunan görüştür. Toplumda yaşayan diğer insanların haklarını da yasal sınırlar içerisinde gözeten bir özgürlük anlayışına sahiptir. 

İndeterminizm (Belirlenimsizcilik): Bu görüşe göre insan tam anlamıyla özgürdür. Çünkü onun davranışlarının nedenini önceden belirleyecek olan hiçbir şey yoktur. İnsan; sınırlandırma, yönlendirme, belirleme, etkileme ve kısıtlama olmaksızın kendi iradesiyle kararlarını verip bunu davranışa dönüştürmekte özgürdür. Çünkü birey tercihlerini belirleme gücüne sahiptir. Bu durum onun davranışlarından sorumlu olmasını da özgürlüğünün gereği olarak beraberinde getirir.

İnsan davranışlarını sınırlayan hiçbir engel yoktur. Örneğin; hukuk, insanı yaptığı eylemlerden sorumlu varlık olarak kabul etmektedir. Sorumluluk ise özgürlük gerektirir. Aksi taktirde hukuki ceza kavramının anlamı kalmaz. Mademki içimde bana “Bunu yapmalısın, şunu yapmamalısın” diyen buyruk var. O halde benim onları yapmakta ve yapmamakta özgür olmam gerekir. Eğer ben özgür değilsem, benden o davranışlarda bulunmamı talep eden buyruğun bir anlamı kalmaz. 

Otodeterminizm (Pozitif- Ahlaksal Özgürlük): Otodeterministler iradeyi ve ahlâkî eylemleri bir “kişilik” ürünü olarak görürler. Bu görüş irade ve ahlâkî eylemin kaynağını kişiliğe dayandırdığından özgürlüğe de yer vermiş olmaktadır. Otodeterministler için özgürlük doğanın bize bir armağanı değildir. İnsanın özgür olarak doğduğu savının da gerçekle bir ilgisi yoktur. Tam tersine insan bilgi birikimini zenginleştirerek, kişiliğini geliştirerek ve aklını kullanarak özgürleşmiştir Bu da bizi şu sonuca götürür: Kişilikleri gelişmiş olanlar, gelişmemiş olanlardan daha özgürdür. 

Fatalizm (Kadercilik): İnsanın yazgısının önceden üstün bir doğaüstü güç tarafından belirlendiğini savunan görüştür. İnsan, davranışlarını seçme ve uygulamada özgür değildir. Kendisi için belirlenmiş olanın dışında hareket etmesi imkânsızdır. Bundan dolayı insan için eylemlerinden ötürü hiçbir sorumluluk yoktur. Çünkü sorumlu tutulacak bir ahlaki eylemden söz etmek mümkün değildir. Her şey önceden insanın dışında üstün bir güç tarafından belirlendiği için ahlaki anlamda bir özgürlükten bahsedilemez. 

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir