Paradigma; bir araştırma alanına ait hipotez, yasa ve kuramsal ilkeleri birleştiren, problem çözüm yollarını belirleyen, bilim adamlarının bağlı olması gereken kuralları içeren bir tür dünya görüşü ya da inanç sistemidir. Bilim adamlarının görevi, paradigmayla uyumsuzluk gösteren sonuçlara açıklık getirmek, varsa bunlardan kaynaklanan problemleri çözmektir.
En önemli temsilcisi olan T.S. Kuhn’a göre bilim adamları bilimsel etkinlik yaparken “paradigma”ları kullanır. Paradigma, belirli bir alandaki soru ve sorunlara çözüm getirdiği düşünülen, genel kabul gören açıklamalar bütünü ya da kuramsal çerçevedir.
Bilimi anlamak bu kavramsal çerçeveyi anlamak demektir. Kuhn’a göre, bir bilim adamları topluluğunun paylaştığı ortak bilimsel yasalar, kurallar ve kuramlar, belli bir bilim geleneğini yani paradigmayı oluşturur. Bu bilim adamları topluluğunun paradigmasında, hem problemler hem de çözümleri bellidir. O dönemde geçerli olan paradigmalara bağlı bilim adamları, bu paradigmaya aykırı görüşlere karşı kendi görüşlerini savunurlar. Bilim adamları, ortaya çıkan yeni soruları, bağlı oldukları paradigma çerçevesinde çözmeye çalışarak, paradigmanın kendi içindeki gelişimini sağlarlar. Bilim, statik (durgun) değil, devamlı hareket halinde ilerleyen bir etkinliktir.
Ortaya çıkan ayrılıklar, mevcut paradigma içinde çözülemeyecek kadar çetin olursa, yerini bir başka paradigmaya bırakır. Kuhn’a göre, her bilimsel dönem, bir bilim adamları topluluğunun benimsediği paradigma ile bilimsel varlık kazanır. Mesela; Aristoteles fiziği, bazı olayları açıklamada yetersiz kalınca, onun yerini Newton fiziği almıştır. Daha sonra Einstein’ın fizik kuramı da Newton’ın fizik kuramının yerini almıştır. Bu fizik kuramlarının her biri farklı paradigmaları temsil etmekteydi. Her bilimsel dönem, dönemin bilim adamlarının kabul ettikleri paradigmalar geçerli olduğu sürece devam eder. Sonra bir paradigma, yerini bir başka paradigmaya bırakır. Bir paradigmadan diğerine geçiş, bilimsel devrimlerle gerçekleşir.
Kuhn’a göre toplumda bilim insanları topluluğunca benimsenen paradigmada temel sorular ve onlara verilecek yanıtların çerçevesi çizilmiştir: “Bilim insanlarına düşen görev, kuralları konmuş bulmacaları tekrar tekrar, ama belki daha önce kullanılmamış tekniklerle yeniden çözmek, böylece hem bilimsel etkinlikte bulunmak hem de paradigmayı yeniden üretmektir… Paradigma onlar için dünyaya bakılan bir standartlar ya da ölçüler yumağıdır; gerçekliğin belirli kurallara uygun olarak algılanmasını, kavranmasını ve kavramlaştırılmasını sağlayan bir şablondur. Bu şablonun bizzat kendisinin doğru veya yanlışlığından söz etmek anlamlı değildir. Anlamlı olan şablonun uygulandığı gerçeklikle uyum sağlayıp sağlamadığıdır.”






İlk yorum yapan siz olun