Bütün canlılar, dış dünyadaki şeylerin, bu dünyanın gerçeklerinin bir yansımasını yaratarak hayata hazırlanırlar. Bunu da oyun sayesinde yaparlar. Örneğin çocuklar çevrelerindekileri kopya ederek onları yaşar ve bu sayede geleceğe yönelik tavırlar oluştururlar. Çocuklar, örneğin evcilik oynayarak gerçekliğin bir kopyasını hayata geçirirler.
Oyun olarak sanat görüşünde, sanatla oyun arasındaki benzerlikten hareket edilir. Bunun nedeni, her iki etkinliğin de ereğinin sadece kendine yönelik olmasıdır. Sanatın oyun olduğunu düşünen en önemli filozof F. Schiller’ dir. Schiller: “İnsan, oynadığı sürece tam insandır.” der. Bununla söylemek istediği insanın ancak sanat eserinde özgürlüğe kavuştuğu gerçeğidir. Sanatçı, madde ve biçime (form) ilişkin her şeyle oynar ve oyun sanatçıda doruk noktasına ulaşır.
Çocuk nasıl oyun oynarken, sadece özgür bir şekilde oyunu düşünür, başka bir şey düşünmezse, sanatçı da eserini yaratırken özgürce bu eseri yaratmayı düşünür. Çocuğun oyun oynarken amacı nasıl sadece oyun oynamaksa, sanatçının amacı da sadece eserini meydana getirmektir. Örneğin; bir tiyatro oyununda, hem oyuncular hem de seyirciler için amaç oyunun sergilenmesidir. Oyuncular için oynadıklarının, seyirciler için de seyrettiklerinin dışında bir amaç yoktur. Sanatın da, oyunun da amacı kendi içlerindedir. Her ikisi de hiçbir fayda amacı gütmez, her ikisi de insanı gündelik korku, sıkıntı ve kaygılardan kurtarır. Onu hür bir dünyaya götürür.






İlk yorum yapan siz olun