İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bilime Farklı Yaklaşımlar-Ürün Olarak Bilim

Bu yaklaşıma göre, bilimi anlamak için bilim diye ortaya konmuş yapılara bakmalıdır. Çünkü ancak olmuş bitmiş bir şeyi anlamak mümkündür. Yalnız bilimsel yapıtların mantığını anlamak için onları günlük dilden kurtarıp modern mantığın sembolleriyle tekrar dile getirilmelidir. Bilim araştırdığı olayları kavramlar, hipotezler ve yasalarla açıklar. Bütün bu açıklamalar önermelerden oluşur ve bilimsel çalışmanın ortaya koyduğu bu önermeler, olup bitmiş, tamamlanmış bir ürün olarak ortaya çıkar.

Felsefe, böyle bilimsel bir üründe ifade bulan önermelerin doğrulanmasını yapabilir. Böyle bir çalışma, olup bitmiş bir araştırmanın sonuçlarının mantıki olarak bir araştırılmasıdır. Bu yaklaşım, mantıkçı pozitivizm olarak da bilinir. 1920’li yıllarda Viyana’da bir grup bilim adamı ve filozofun belirli aralıklarla toplanarak geliştirdikleri bir yaklaşım olduğu için “Viyana Çevresi” filozofları da denilen bir grup tarafından savunulmuştur. Bu yaklaşımın en önemli temsilcileri Rudolf Carnap (1891-1973), Hans Reichenbach (1891-1953)’dir. Bilimsel önermeleri sembolik mantık aracılığıyla çözümlemek isteyen felsefeye de mantıkçı olguculuk (lojik pozitivizm) ya da yeni pozitivizm adı verilir.

Her iki filozofta bilim ve felsefenin konusunu metafizikten ayırmaya çalışmışlardır. Bu anlamda bilimin kapsamına giren önermeleri “doğrulanabilirlik” ve “anlamlı oluş” kriteri ile belirlemişlerdir. Bir önermenin dış dünyada karşılığı varsa, olguya uyuyorsa “doğru” ve doğrulanabilir bir içerik taşıyorsa “anlamlı”dır. Bir önermenin doğrulanması gözlem verilerinin onu desteklemesine bağlıdır. Dolayısıyla bilimsel önermeler sadece olgu dünyasına ait olup, doğrulanabilme potansiyeli yüksek önermelerdir. Bu bilim anlayışına göre, duyumlarla ilgili olmayan tüm önermeler metafizik olup anlamsızdır. 

Mantıkçı pozitivizmin anahtar kavramı olan doğrulama kavramını, R. Carnap, en gelişmiş biçimde ifa- de eder. Carnap’a göre sembolik mantık doğru ya da yanlış bilgi vermez. O, yalnız bilimlere ait metinleri anlamak için çözümleyici bir gereçtir. Onunla, gözlem ve deneyden gelen bilgiler çözümlenir, aralarındaki ilişkilerin anlamları açıklığa kavuşturulur. 

Carnap, doğrulamanın nasıl yapılacağını göstermek amacıyla dili inceler. Dildeki bütün ifadeleri, ara-sındaki ilişkiye göre düzenler. Bir önerme ancak bu kurallar ile doğrulanabilir. Doğrulanma, biçimsel kurallara uyarak, bir önermeden diğer önermeye ya da önermelere geçmektir. Doğrulanabilirdik ise bu işlemin gerçekleşmesidir. 

Doğrulama iki şekilde gerçekleşir:

1.Doğrudan, dolaysız doğrulama, bir kuramın önermesi veya kendisi deney ve gözlem yoluyla bir karşılık bulup destekleniyorsa doğrudan doğrulanmış olur. Örneğin “Bu kalem kımızıdır.” önermesini, gözlem yoluyla doğrulayabilirim. 

2.Dolaylı doğrulama, Bir önermeyi veya kuramı doğrularken araç ve gereçler kullanılarak doğrulamanın yapılmasıdır. Örneğin “Bugün hava 30 derece sıcaktır.” önermesini ancak termometre aracılığıyla doğrulayabilirim. 

Carnap’a göre bilimsel önermeleri en iyi şekilde doğrulamanın yolu sembolik mantıktır. Doğrulama “bir önermeden diğer önermeye geçerek sonuçtaki her yargıyı fiziksel dil (olgu)’e” çevirmektir. Her önermeye doğrudan doğrulama yoluyla ulaşılmayabilir. Önermeler mantık kuralları çerçevesinde birbirine indirgenirse sonuçta fiziksel dile yani olgulara indirgenir. Ancak Carnap, doğrulamanın hiçbir zaman tam olamayacağına inanır. Çünkü indirgenmek istenen kavramın anlamı fiziksel dil aracılığıyla sınırlı olarak ifade edilir. O yüzden doğrulama tam değildir. Kısmî bir doğrulama söz konusudur.

Reichenbach da Carnap ile aynı ilkelerden yola çıkar, ama sonra anlayışlarında bazı farklılıklar ortaya çıkar. Carnap ve diğer mantıkçı olgucular, ‘temellendirilmiş doğruluklar’ın kesinliğini kabul ederler. Reichenbach’a göre ise, burada kesinlik değil, ancak olasılık söz konusu olabilir. Olasılık, ilke olarak kabul edilince, doğrulama ilkesi de değişir. Reichenbach’a göre, önemli olan, olasılığın derecesini belirlemektir. Çünkü ancak, böyle bir belirleme ile önerme bir anlama sahip olabilir. 

Reichenbach’ a göre olgulardan elde edilip tekrar olgularla denetlenemeyen önermeler bilimsel önermeler değildir. 

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir